Ölüm Gerçek, Ömür Yalan: Kalem Yazdı, Mahv Sildi
"Bana Seni gerek Seni" diyenin defteri dürülmüş, hesabı görülmüştür.
1. Ölüm Gerçek, Ömür Yalan: Sözün Kemiği
Ölüm gerçek. Nefes sayılı, ecel yazılı. Azrail şaka yapmaz. Ömür yalan. “Yarın yaparım” dedin, yarın kefen oldu. “Bir gün anlar” dedin, bir gün tabut oldu.
Mallar birleşmiş, “daha ölmedik” diyorlar. Ölmedin, çünkü silgin bitmedi. Kalem yazdı, mühlet verdi. Ama mühlet de yazıldı. Bitince bitecek.
“Küllü nefsin zâikatü’l-mevt.” Her nefis ölümü tadacak. Enbiyâ 35. İstisna yok. Torpil yok. Kalem’e “Yaz” diyen, ecele “Gel” dedi.
2. Kaleme “Yaz” Diyen Allah, Kuluna “Sil” Diyor
İmtihan bu. O yazdı, sen sileceksin. Müebbet yazdı, af dilekçesi senden. Bela yazdı, “kaldır” demen senden. Günah yazdı, “sildim” mührü senin gözyaşında.
“De ki: Ey kendilerine yazık eden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar.” Zümer 53. Kaleme “Yaz” diyen, sana “Ümit kesme” diyor. Silgiyi eline veren O.
Sil demek, seviyor demek. Hakim suç yazar, af çıkarmaz. Baba yazar, sonra siler. Çünkü evlat. Sil demese, dua öğretmezdi. Tevbeyi öğretmezdi. “Estağfirullah” diye bir kelime olmazdı.
3. Elif’e Sorduk: Bükülüyor mu, Sıkılıyor mu?
Elif bükülmez. Bükülse Elif olmaz, Lam olur. “Elif gibi dimdik” demiş atalar. Firavun’a “La” diyen Musa’nın asası Elif’ti. Bükülmedi, yılan oldu.
Sıkılıyorlar mı? Sıkıştırıyorlar. “Eğil” derler, “bükül” derler, “biraz yamul, koltuk verelim” derler. Elif “Yok” der. O yüzden yalnızdır Elif. Tek harf. Yanına kimseyi almaz. Birliği temsil eder çünkü.
Dikine bakınca sopa görüyoruz, manasına bakınca Sırat-ı Müstakim görüyoruz. Malların yaptığı bu: Şekle tapıyorlar, ruha körler. Elif’e bakıp “çizgi” diyorlar, içindeki “Ben birim” sesini duymuyorlar.
Elif diyor ki: “Beni bükemezler, çünkü ben yazıldım. Ama beni anlayan eğilir.” Kim eğilir? Ba eğilir. Elif’in altına nokta koyar, secde eder. “Bismillah” olur.
4. Allah Olacak Olanı Biliyor İdiyse, Kalem Niye?
Biliyordu. Bilmek değil, Bilendir O. Zaman O’na mahluk. Kalem’i yaratmadan evvel, Kalem’in “Yaz” emrini alacağını biliyordu. İlmi ezeli. Sonradan öğrenmedi.
Niye yazdırdı? İlan için. Hüccet için. İmtihan için. Meleklere gösteri: “Bakın, yazdım, aynen oluyor.” Şeytana tokat: “Sen bozmaya çalış, Ben yazdığımı oldururum.” Sana teselli: “Korkma, yazılan başa gelir. Yazılmayan gelmez.”
Kelam mı ilk yaratılan, bilinç mi? Kelam sıfat, Kalem mahluk. Karıştırma. Kelam: Allah’ın ezeli sıfatı. Yaratılmadı. “Kün” dedi, oldu. Kalem: Mahluk. Yaratıldı. “Yaz” dedi, yazdı. Sana düşen: “Alîm olan yazdı, Hakim olan yazdırdı, Rahim olan sildirdi.”
5. Kalem Şahit: İbnelik Var Ki Yazıya Geçilmiş
“Nun. Ve’l-kalemi ve ma yesturun.” Yemin: Kalem’e ve yazdıklarına. Niye yemin? Delil olsun diye. Mahşerde diyecekler: “Biz yapmadık.” Kalem çıkacak: “Yazdım. Şahit oldum.”
Adem cennetteydi, Kalem yoktu. Yasak meyveyi yedi, ibnelik başladı, Kalem indi. Yazılmasa “hadi oradan” derlerdi. Yarın mahşerde “Nerede delil?” diyecekler. Kalem: “Buyur delil. Mürekkep kurumadı.”
En büyük ibnelik: “Yazıldı, kader” deyip yatmak. Kalem yazdı diye kolunu kaldıramıyor musun? Yazıyı bahane edip zulme devam edene cebriye derler. Kalem yazdı, doğru. Senin elinle yazdı. İbnelik senin, mürekkep Kalem’in.
6. Silginin Adı: Mahv محو
Yazmak varsa, silmek de var. Adalet böyle tecelli eder. Yazmak: Kitabet. Silmek: Mahv.
“Yemhullâhu mâ yeşâu ve yusbit. Ve indehu ümmü’l-kitâb.” Ra’d 39
“Allah dilediğini siler, dilediğini sabit kılar. Ana Kitap O’nun katındadır.” İşte silgi: Yemhu = Siler.
Silginin akrabaları:
- Mahv مَحْوٌ: Silmek, yok etmek. Hükmü kaldırır.
- Afv عَفْوٌ: Affetmek. Defterde durur ama ceza vermez.
- Ğafr غَفْرٌ: Örtmek, bağışlamak. Melekler görmez, sen utanmazsın.
- Tams طَمْسٌ: Kökten silmek, iz bırakmamak.
Nasıl sildireceksin? Tevbe = “Estağfirullah” = Mahv’ın düğmesi. Sadaka = Belaları defeder. Dua = Kaderi değiştirir. İyilik = “Hasanat yüzhibne seyyiat” = İyilikler kötülükleri siler.
7. Hakiki İmana Erene Kalem Teferruat
“Allah gaybı bilendir” sözü silinir mi? Silinmez. Çünkü sıfat. Sıfat zat ile kaim. Yazı silinir, Hakikat silinmez. Kağıt yanar, “Alîm” ismi yanmaz.
Yazı, gördüğüne inanan aptallar için icat olunmuş. “Ümmî” olana kitap indirdi. “Okumayan kalmasın” diye. Ama gözden gönüle geçemeyen, Mushaf’ı duvar kağıdı yapar. “Kaleme iman” şirk. “Kalemin Rabbine iman” tevhid.
Hakiki imana nail olana ne gerek var? Yok. Vallahi yok. İbrahim’e “Ateşe at” dediler, Kalem sormadı. “Hasbunallah” dedi. Bitti. Yunus’a “Balıkta yazılısın” dediler, itiraz etmedi. “La ilahe illa ente” dedi. Karaya çıktı.
“Cennet cennet dedikleri, birkaç köşkle birkaç huri.
İsteyene ver onları, bana Seni gerek Seni.”
- Yunus Emre
8. Hakikat ile Karşılaşınca: Şampuan Sık, Yıka
Kafasına sıkacağım dedin. Kimin? Nefs-i emmare’nin. “Ben bilirim” diyenin. Enaniyet’in. Hakikat güneştir, yalan gölge. Güneş çıkınca gölge kendiliğinden ölür.
Yok dedin, şampuan sıkacağım dedin. En helal infaz: Pisliği temizlemek. Günah pislik, istiğfar şampuan. “Ben” kokmuş, “La ilahe illallah” mis gibi yıkar.
Yıkama programı:
Sıkma: “Sübhanallah” 33 kere
Durulama: “Elhamdülillah” 33 kere
Yumuşatıcı: “Allahu Ekber” 34 kere
“İnnallahe yuhibbu’t-tevvabîn” Bakara 222. “Allah tövbe edenleri sever.” Şampuanı seviyor yani.
SON SÖZ: Ölüm gerçek, ömür yalan.
Kalem yazdı, Mahv sildi.
Yazmak varsa, Ketebe varsa, Meha da var.
Silgin: “Estağfirullah el-Azîm ve etûbu ileyh.”
psikolojidestekmerkezi.blogspot.com | Kalem şahit, Rahmet sildi | 2026

Görüşmeye katılın